« Önceki |

5/12/2006

açıklama.. geniş açıya..

 gençlerin işi.. şimdi daha mı zor??

yoksa eskiden mi zordu?? ellerinde bilgi edinmek için ve gelişmek için kaynak sonsuz evet..amaaaa...

 

uzun zamandır kalabalık öğrenci gruplarıyla bir araya gelmemiştim.. sonra

hatırlayın geçen yıl.. Irmağı konservatuar sınavına taşımıştım..önden de kursa.. kursta..bahçede beklerken.. dönem sonu sınav mı gösteri mi bilmem okulun öğrencileri de ctesi pazar dinlemeden oralarda idiler.. kimi dekor yapıyor.. kimi spray boyalarla bir şeyleri değiştirip geliştiriyor.. kimi izledikleri filmi anlatıp seslendirme bitirmiş abi.. karakter faul.. müziği oturtamamışlar..yorum yapıyor.. kimi kalacak yer sorunu var.. arkadaşıyla kavga ediyor.. beni sattın abi sen.. üst baş dökük..tavırlar.. onlarca doğal.. bence özensiz.. sesler hep gösterişli derecede yüksek.. duyun beni görün beni.. farkedin beni tonunda.. ama içerikler .. ilginç değil.. sözcükler.. özensiz seçilmiş.. kantine gidene bana da çay al diyene.. ben kantinciden borç almaya gidiyorum diye bağıranlar.. biri çok sevimli gelene geçene takılıyor.. belli herkesin sevgilisi.. herkes ya saçını okşuyor.. ya yanaktan makas alıyor.. o da şımardıkça şımarıyor.. ufk tefek bir oğlan aslında.. ama kabara kabara horoz gibi.. bir gösterişli.. sormayın gitsin.. ben neyseki bahçede ağaç altı bir bank bulmuş.. kantindeki kahve makinasını talan etmiş.. kitabım da elimde.. keyif yapıyorum.. bu arada onları izliyorum.. arada bir üst katlardan bir pencere açılıyor.. bir bağırtıyla bir isim söyleniyor.. olum.. bu dekoru niye buraya çaktın diye azarlanıp kapatılıyor..

alt kattan bir pencere açıldı birden.. benim böbürlenen.. başını dışarı çıkardı.. boğuluyorum..imdat dedi.. kafa kayboldu pencere kapandı.. ben panikte.. baktım etrafta herkes rahat.. ben de gevşedim..tam kitaba döndüm.. yine açıldı pencere aynı sahne.. kimse bu bağırtılara bakmıyor.. belli kanıksamışlar..

dışardan görünce.. ne kadar tuhaf bir dünyaları var.. onlar için.. doğal olan bu.. hatta dünya sahneleri.. ( aslında her genç için öyle değil mi??)

3 gün aynı gençleri izledim.. önce farklı gelen davranışlarına alıştım.. konsolos gibi davranacak halleri yok elbet.. ayrıca trend.. hafif serseri olmak.. anladım ki..

hepsi inanılmaz şeker.. enerji diz boyu.. sevdim onları..

sonra eve gelip.. ben tüketici olup.. diziler.. filmler.. gözüm ilişince.. acımasızca eleştirince..  bu çocukları bekleyen dünya geliyor artık hep aklıma..

ne kadar başındalar yolun.. ve eskiden sadece biraz güzellik.. biraz yetenekle.. bir anda tanınabilirken insanlar..şimdi o kadar çok eğitimlisi.. benzer standartta olanı.. sivrilmek.. farkedilmek değil mi her insanın.. hele de sanatçıların arzusu.. nasıl.. kaçı sivrilecek bu ortamda..

ne yapacaklar sivrilemezlerse.. bunca oyun sahneye koyup.. bu atmosferde yaşayıp.. hani derler ya sahne tozu koklayıp.. nasıl sıradan bir yaşamı kabullenir insan.. devlet memuru olamaz ki ya da ticaret ehli bunlardan.. eve nasıl ekmek gidecek.. yaratıcılık ne kadar devreye girecek..

bir yandan bakıyorum.. yükselmekte yıldızları hem de nasıl..

nerden karar verdim..geçenlerde.. merak ettim bizim dizinin senaristini.. zira bizim yaş grubunun diyaloglarını muhteşem hazırlıyorlar.. özellikle Ayşe hanımın*** ve Bülent beyinkileri.. bir aradım taradım.. biri sadece geçen yıl mezun olmuş.. diğeri 85 doğumlu.. bizim zamanımızda en azından ekip başı 50 yaşın altında olmazdı.. şimdi.. ekipler genç..şirketlerde.. bankalarda..

peki diyelim ki bazıları şanslı.. yetenek ortaya çıktı.. inanılmaz iş becerdiler.. ama kaçar kişi mezun olmuştu o okudukları  sınıflardan.. nerdeler şimdi.. kaç senaryo yazılıyor ki??

ya şu tıp fakültelerinde bahçelerde.. kantinlerde gördüklerimiz.. onların da ayrı bir dünyaları yok mu??tamamen kendilerine ait.. sınıfa göre.. anatomi.. patoloji.. ve klinik derslerin ağırlık kazandığı.. ve dillerinin bu yönde geliştiği.. onun için dışardan kulak misafiri olanın '' ne dedi bu?? '' diye takılıp kaldığı.. onlar için ekmek su kadar doğal bir yaşam .. dil.. alın sokaktan bir insanı koyun hastaneye .. 3 günde dünyası şaşırır.. alın sıradan bir öğrenciyi..tıp fakültesine kaydedin.. havası değişir.. nöbetler.. sohbetler.. kadavradan çıkıp.. yemeğe gitmeler.. bunlar da onun dünyası.. giyer üstüne tiyatro bölümündekinin giydiği gibi o dünyayı..  peki onlar bitirince okulları neler olacak..??

nasıl bir yaşam hedefliyorlar.. bizler de o kantinleri doldururken.. ne düşünürdük.. neler yaşadık.. biliyorum..

ama bizim hayallerimiz nereye kısıtlıydı.. çıtamız nerdeydi.. haberleşme.. teknoloji.. maddiyat.. gelir grupları arasındaki fark.. eğitim grupları arasındaki fark.. istekler.. arzular.. nasıl bir etkileşim içinde..bizler.. birlikte olurduk insanlarla.. beden dili bakışı görünüşü.. hepsini bir değerlendirirdik.. onlar pc karşısında.. tek veri sözcükler.. fazladan belki ses tonu.. bizler özlerdik sevdiklerimizi.. postacı yolu gözlerdik.. şimdi elektronik posta kutularımız çöplüğe dönüyor.. hepsini seç.. hepsini sil yapıyoruz.. hiçbirinde kişisel bir mesaj olmayan .. sadece '' iletilmiş.. gazeye yazısı .. fıkra.. karikatür.. özlü sözler karmaşasını.. skiden romanlardan altını çizer.. deftere temize çeker.. sevgilimize mektup yazarken eklerdik.. ki yazardık.. ya mektup ya not..şimdi hepsi hazır.. özlü sözler.. siteleri var..  bloglara da ..mesajlara da heryere ekliyoruz.. kes kopyala.. ama o '' oku.. anla.. önemini kavra.. altını çiz .. temize çek uğraşısı olmayınca.. sözün özü hiçbiri kalmıyor akılda..

aradan geçen 30 yılda..  ben fransızca konuştuğum için bir çok ortamda.. özel .. bulunurken.. şimdi 2-3 dil bilip.. bir de tuhaf.. az konuşulan bir dil konuşmak zorunda değil mi gençler.. bir fark yaratabilmek için..

bilgi çağında.. iletişim ve teknoloji çağında.. daha mı zor işleri.. daha mı kolay ??..

işte budur geniş açı.. yeniden genç olun demiyorum yani.. sadece genç olun bu devirde bir kaç gün diyorum.. bir dal seçin kendinize ve bir gelecek tasarlayın.. o geleceğe ulaşmak için gösterilecek çabaları bir düşünün.. bir de öğrenciliğinizi hatırlayın..

kıyaslayın diyorum.. hadi deneyin..